| işte tam bu sahillerde olacağım- geçen yıldan küçük kızım |
anlaşılacağı gibi buralarda değilim. yahut fırsat yaratabilirsem bir iki fotoğrafla katılırım.
hepiniz kendinize iyi bakın. kendime bi format atıp hemen geliyorum:)))
Sanat... Tek midir yoksa bir bütünün parçası mıdır? Başlangıç mıdır son mudur? Tüm varlığın neresindedir. Nokta mıdır virgül mü? Yoksa ard arda üç nokta mı? Sanat hayatımızdaki yerini almalı fazla abartmadan ve tamamen yok saymadan tanımalı. Günümüzde nerdeyse bir korkuluk veya tapınç aracı haline gelen ve büyük S ile başlayan Sanat'ın var olmadığının bilincinde olunsun. Dünya tüm somutluğuyla bilimse; yaşam din; sanat ruhudur dünyanın.
| işte tam bu sahillerde olacağım- geçen yıldan küçük kızım |
Küçük kızım 7 yaşında. Tüm yazı apartmanın bahçesinde
yaşıtlarıyla oynayarak geriyor. Bundan oldukça memnun kalıyorum. Çünkü olumlu
büyüyebilmesi için sosyalleşmesi gerektiğini bunu da en iyi sokak oyunlarıyla
kazanacağını düşünüyorum. Eşimle evden kızımı alıp markete gitmek için çıktık. Merdivenlerde
kızımın arkadaşı esmanın 9 yaşlarındaki abisi bizi durdurarak deniz isimli bir
çocuğun bunları üzdüğünü çok sinirlendiğinden falan bahsetti. Canım sıkıldı. Ne
yapıyor ki bu kızlara acaba dedim. Neyse aşağı indim. Kızımın arkadaşlarından birini
gördüm. Yanlarında 3-4 tane erkek çocuğu vardı. Onlardan biri olabilir diye. Kıza
Evet çoğuyla bitti. Her biriyle ortalama 5 yıl sürmüş olsa
7-8 kişi ediyor. Ee dost değinde eş gibi öyle çok sık değiştirilmiyor. Ama bitiyor.
Başlarda bu beni çok üzüyordu. Ne oluyordu da ben çok sevdiğim insanlarla artık
bir şey paylaşamıyor tıpkı ayrı dünyaların insanı moduna geçiveriyorduk. Hatta bir
ikisinde şiddetli geçimsizlikle kavga dövüş ayrılıyorduk!
Narsis, ırmak
ilahı Kephissos ile arındırıcı suların bekçi perisi Liriope’nin oğlu olarak
doğar. Bir kahin, ebeveynine Narsis’in dünyada, kendi yüzünü görmediği sürece
yaşayacağını bildirir. Narsis bir gün bir su birikintisine dökülen bir kaynağın
yanına gelir ve su birikintisine doğru eğilerek oradaki sudan içmeye başlar.
Doğal olarak, bu sırada, birikintide yansıyan yüzünü görür. Kendi yüzünü
görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve
kendisine âşık olur. Bu seyirden kendisini bir türlü alamayan Narsis gitgide
hissizleşir, dünya yaşamına gözlerini yumar ve bulunduğu yere kök salarak
açılmış bir çiçeğe dönüşür. Bu çiçek, güneş gibi, sarı göbekli, beyaz yapraklı,
çevresine güzel kokular yayan bir çiçektir. Ölümünden sonra Styx nehrinin
sularına katılır. Bu çiçek çok güzel kokusuyla tanıdığımız nergis’tir.
Narsisistik
kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken
ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken
ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının
hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini
haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en
önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz
ve başkalarini anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne
olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının
fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu
fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan,
başkalarinin zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve
hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve
hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker,
hatta ağır psikotik tablolara girerler.
insan kendisi garip olunca hastalıklarıda garip oluyor sanırım. yaklaşık 15 yıl önce farkettim bunu. gece yatağa girdiğimda bacaklarımda bir his.. ama bu anlatılmazki... yani doktora gidip ne anlatacağım. "gece yatıyorum bacaklarım bi garip" - nasıl yani..." uğuşuk değil karıncalanma hiç değil ağrıda değil ateşlenmede değil kramp değil"...-yani?..."bacaklarım huzursuz" komik değilmi. bu diyalog doktoru tatmin edermi. anlatamıyacağımı bildiğim için hiç gitmedim doktora ama bu sıkıntı beni saatlerce uyutmadığınıda bilirim. hatta bazen yatakta bağdaş kurup yattığımı bilirim. yani bi garip bişi. yıllar sonra internette tamamen tesadüfen hastalığımı buldum. adı hbs. evet böyle söyleyince pek havalı oluyor. açılımı şöyle. huzursuz bacak sendromu... komik dimi. hastalığıma bak. pek entel görünüyor. öyle fıtık gibi amele hastalığı değil. .)))) burhan aklıma geldi. "benim panik atağım var. sosyete hastalığı" diyordu ya tıpkı onun gibi. bu belirtileri hissedenler varsa nette çok şey bulabilirler. hem yol göstericide olalım dimi. evet bak şimdi yeni konular geldi aklıma. arada bi sağılıkla ilgili paylaşımlarda yapabilirim. aşağıda küçük bir kısmını paylaştığım yazının tamamını
Neler oluyor da insan yaşı ilerledikçe dine kendini daha
yakın hissediyor. Ölüm korkusu mu? Yahut ortam mı? İşin aslı başka bir seçenek bulamadım.
İnsanların yaş ilerleyince dine yöneldiklerinde “hı ölüm korkusu sardıya artık başlar
kuran namaz...” gibi anlamsız konuşmalar ve yorumlarından nefret ediyıorum. ![]() |
| kimse kimseye eşit değil. bu sistem bozuk! |