9 Nisan 2013 Salı

"VAYYY ÇOK ENTERESAN" DİYECEKSİNİZ...



Bu gün müsaadenizle baharın verdiği şu hormonal duygusallıktan kurtulup biraz daha somut şeylerden bahsetmek istiyorum.

Yazdıklarım takdir edersiniz ki benim duygularım ve benim düşüncelerim ama şuna da yürekten inanıyorum insanların ihtiyaçları olan zaman geçtiğinde benim fark ettiğim şeyi onlarda fark edecekler.

Venüs’ün kalbi yazının altında yazan kısa metinde aslında bahsettiğim bir şey. Dünya da her şey üç şey üzerine kurulmuştur. Bunlar; din, bilim ve sanat. Sola yakın insanlar din yerine felsefe demeyi tercih ediyorlar. Bunu anlayışla karşılamak istemekle beraber sesli bir tonda da gülüyorum. Çok komik. Bir şeyi yok sayarak kurtulabiliyorlar mı çok merak ediyorum. Her neyse bu gün konum bu değil.

Benim kafamın nasıl çalıştığını da bu yazıyı okuyunca anlayacaksınız. Fizikçilerin son dönemlerde artık maddenin varlığını reddettiğini biliyor musunuz bilmiyorum. Ama evet reddettiler. Nasıl mı? maddenin en küçük yapı taşı atomun çekirdeği proton ve nötronlardan oluşuyor. Yani bahsettiğimiz maddeyi meydana getiren şeyler bir enerjiden fazlası değil. O halde madde enerjiyse gördüğünüz her şey sanal. Bu bilim dedikleri şeyde bizim dinimizi destekler şeyler söylemiyor mu? Evet, biz bir sanal- yalan dünyada yaşıyoruz. Bir nevi felsefecilerin inandığı şekliyle platon un mimesis kuramına göre burası gerçek dünya değil. Kısaca açıklayayım. İnsan bir mağaranın önündedir. Yüzünü mağara duvarına çevirmiştir. Arkasından güneş vurmaktadır ve mağara duvarına gerçek hayatın sanal gölgeleri yansır. Yani platona göre burası mağaranın içidir ve insanlar henüz idealler dünyasını görememektedir. İster fizikçi olsun ister felsefeci ister dinler tek bir gerçek vardır ki burası gerçek değildir.

Bir süre önce bir belgesel kanalında (kanalın adını hatırlayamadığım için yazamıyorum yoksa reklam falan umrumda değil:) bir deney izledim. Elbette deneyden önce anlattıkları da mühimdi. Şöyle ki; dünyanın merkezinde bulunan nikel ve kobalt çekirdek sayesinde bu mıknatıs etkisi yerçekimini gerçekleştirdiği gibi tüm dünya üzerinde artı- eksi manyetik alanını yaratıyor. Bu manyetik alanın nasıl bir etkisi var ona gelelim. İşte burası çok enteresan. Sevgili Einstein dünyada en hızlı şeyin ışık olduğunu söylediğinde protonların birbiriyle olan ilişkisinden haberi ya yoktu yahut böyle bir araştırmaya henüz kafa yormamıştı. Evet, şimdi biliniyor ki madde içindeki protonlar ışık hızından daha hızlı bir şekilde birbiriyle iletişime geçip durum değiştirebiliyorlar. Bu aynı zamanda fizikteki büyük maddenin küçük maddeyi etkisi altına alma teorisiyle aynı sayılır. Yani maddeler yanındaki maddeden etkileniyor. Başka bir örnek ayın dünyamız üzerindeki etkisi gel git olayı gibi.

Neyse geçelim deneye. Büyük bir binada iki insanı birbirinden apayrı ve uzak iki karanlık odaya koyuyorlar. Denekler başlarında bir kaskla bir sandalyeye oturuyorlar. Başlarındaki kaskın marifeti şu. Dünyadaki mevcut manyetik etkinin dışında kalıp ayrı bir manyetik alan oluşturmak. Evet, binada kendine has bir manyetik alanı yaratılmış. Sonra deneklerden birinin odasında sürekli yanıp sönen bir ışık var. Ama diğer denek simsiyah bir karanlıkta oturuyor. Ama işte burası çok enteresan bir süre sonra karalıkta oturan denek diğer odadaki ışık yanıp sönen deneğin ışığının aynısını o görmeye başlıyor. Hadi söyleyin bakimmm bu ne demek??? Bu şu demek. Manyetik etki sayesinde benim duygularım protonların hızlı haberlerşmesi sayesinde tüm dünyaya yayılıyor. Yani biz sadece izlediğimiz filmlerin yaşadığımız hayatın değil tüm evrenin etkisi altında duygulanıyor ve tepki veriyoruz.

Hatta Bilim adamları bununla ilgili birçok deneyde yapmışlar. Kalabalık bir grup deneğin tüm tepkilerini ölçen bir cihazla, normal yaşamlarını yaşamaları için evlerine göndermişler. 11 Eylül günü o ikiz kulelerdeki çarpmanın gerçekleşmesinden 5 dakika önce deneklerin hepsi duruma tepki vermiş. Ne kadar enteresan değil mi. Bu kim bilir 6. Hissin açıklaması olabilir.

Kuantumcular (havalı olsun diye böyle yazdım:) der ki tek bir insan bu ülkenin yok olmayacağına inanıyorsa, (dinimize göre de:) tek bir insan inancını koruyorsa kıyamet kopmaz. Yani sevgili okurlarım sadece ne yaptığınız değil ne düşündüğünüz de önemli. Yaşamınız yaşamımı etkiliyor. Elbette benim yaşamımım da sizleri. Ve bilin ki hem kendim için hem sizin için hem tüm dünya için hep iyi şeyler düşünüp iyi şeylere kafa yoruyorum. Sizde öyle yapın. 


Atalarımızın dediği gibi iyi düşünün iyi olsun.


Sağlıcakla ve bol düşünceyle kalın…


2 yorum:

Happiest Bride dedi ki...

Bayıldım!
Çok sevdiğim bir arkadaşım sürekli negatif, ona okutacağım bunu, belki bir şeyler değişir :))

venüsün kalbi dedi ki...

beğenmene çok sevindim:))) inandığım şeylere inanan aynı durakta beklediğim insanları görmek çok güzel. arkadaşına da sevgilerimi ilet. beklerim.