2 Nisan 2013 Salı

SEVMEK ERKEĞE SEVİLMEK KADINA YAKIŞIYOR...



Aşk deyince kadın gelir ya akla. Ne bilim belki benim aklıma geliyordur. Aşk gibi tutkulu bir şey kadın gibi bir güzelliğe daha çok yakışıyor sanki. Fazlamı feminen oldu ya. Ya işte öyle. Aşkla kadın yazı ile tura gibi sanki. Bak burada da bir ironi oldu! Zıt mıyız yoksa biz yaaaa!!!!


yıllar önce izlediğim en güzel aşk filmi- RÜZGAR GİBİ GEÇTİ
Her neyse. Bu, bu gün fark ettiğim bu gün hissettiğim bir durum değil. Aslında uzun süredir fark ettiğim hatta birkaç yıl evvel roman yazma sürecinde konuya hakim olmak adına sorup soruşturduğum, aşk sohbetleri açıldığında kulak kabarttığım, insanların hikayeleri deşelerken fark ettim. Sanki (ya dilim varmıyor aslında da şüphem oradan:) aşk erkeklere daha çok yakışan bir şey. Ve sanırım onlar bizler gibi eline yüzüne bulaştırmadan seviyorlar. Sevmek erkeğe sevilmek kadına daha çok yakışıyor.


Filmlere bakın hangi aşk filmi sizin içinizi sızlatıyor kadın severken mi yoksa erkek severken mi. Terkedilen erkek mi daha hüzünlü kadın mı? Şimdi aklıma gelen iki film: melekler şehri, izleyenler bilir baş erkek karakter bir melektir ve doktor olan bir kadına aşık olur onun için insan olmaya razı olur. Sonra alacakaranlık serisi, genç kızları böylesine çılgına çeviren şey Edward’ın yakışıklılığı falan değil, hatta ben ilk gördüğümde bunun nesini beğeniyorlar oğlanın kanı çekilmiş kupkuru bişi demiştim. Edward’ı da böylesine çekici kılan şey aşk. Hatta filmde kız da Edward’a aşıktır ama kimse onun aşkının büyüklüğünden heyecanından bahsetmez. Aşık olan erkek daha dikkat çeker.


Şimdi gelelim durumun psikolojik yanına. Ya evet biliyoruz aslında yıllardır duyarız. Erkeklerin at, avrat, silah üçlemesini. Bizde yoktur mesela. Bizde çocuğum, evim, mutfağım. Bu üçlemin içinde erkek yoktur. Sanırım birazda bundan kadınların yalnız yaşayan erkeklere oranla hala güçlü kalabilmeleri. Oysa erkek, sanki bu dünyaya sadece sevmek için gelmiş, kadınların o iç çekişmelerinden uzak doğal, saf, sade ve tutkuyla sevmek istiyorlar. Sevdiklerinde her kadın güzel, sevmediklerinde terk etmek için her yol mubah onlara. Bunu örneklerle desteklemek o kadar kolay ki. Terkedilen bir erkek zavallı olurken terkedilen bir kadın hırsıyla kavrulur. Kadın yuvasının bozulmasından sıkıntılıdır sadece bir erkeği kaybetmekten değil. Erkeğin üçleminde çocuk olmadığı için terkedilirken çocukları bahane göstermek aklına gelmez. Ama kadın evi ve çocuğu ön plandadır ve onlar için sevmediği bir adama katlanabilir. Ama bunu erkek yapmaz. Erkek sevilmediği ve sevmediği bir kadına katlanmaz. 


Ve işte tam bu nedenlerle aşk erkekler için yaratılmış bir kavram. Ve en çokta onlara yakışıyor. Bizim beynimiz aşkın duruluğunu kavrayabilmek için fazla karmaşık. …


Aşkımmm aşk en çokta sana yakışıyor:)


4 yorum:

Happiest Bride dedi ki...

Gülümsedim okuduktan sonra :)
Beynimizin o karmaşıklığı izin vermiyor sanırım öyle duru sevmemize. Onlar tüm o düz halleriyle, senin de dediğin gibi sevdiklerinde seviyorlar, sevmezlerse gidiyorlar.
Bizim için ise durum çok daha karmaşık çookk, ifade edilemeyecek kadar :)))
Nurten

venüs'ün kalbi dedi ki...

malesef bizizm gerekçelerimiz var severken oysa erkeklerin böyle bir gerekçesi yok.
bu arada venüsün kalbine hoşgeldin

Happiest Bride dedi ki...

Hoşbuldum :)
Çok sevdim ben burayı :)
Çok güzel yazıyorsunuz, bir de Van Gogh'a bayıldım!!!

venüs'ün kalbi dedi ki...

çok teşekkür ederim. paylaşımlarımız uzun soluklu olur umarım. esenlikler...